Seylan Maoistleri’nden Yaklaşan Başkanlık Seçimleri Üzerine

Eğer arkasındaki sinsi şeytaniliği bilmeseydik yaklaşan seçimlerin komik olacağını

Eğer arkasındaki sinsi şeytaniliği bilmeseydik yaklaşan seçimlerin komik olacağını

Bana göre Küba Devrimi’nin en önemli özellikleri, onuru, acılar karşısında gösterdiği bitmez tükenmez dayanışması

Geçtiğimiz günlerde Maoistlerle baş edemediğini açıklayan Hindistan devleti, uluslararsı destek alarak Maoistleri ‘bitirme’ operasyonuna hazırlanıyor…

*Cindy SHEEHAN
“Merhaba arkadaşlar!
Nobel Barış Komitesi ve başkanıma üç sözüm var: Ne kadar cüretlisiniz! Komite, Barış Ödülünü nasıl Obama’ya verme cüretinde bulundu ve o hangi cüretle bunu kabul etti?

Onurlu Askerlere:
İliklerine kadar alçaklığa, kana, yolsuzluğa, köleliğe batmış, onursuzluğundan dolayı bir kere bile yüzü kızarmayan devlet başkanı Alvaro Uribe tarafından kabul edilen, ülkemizin vücuduna gömülen ve ucu Latin Amerika’nın kalbine saplanacak ve hedefi kurtarıcımız Simon Bolivar’ın tamamlanmamış…

Geçtiğimiz 1 Ekim günü Çin Halk Cumhuriyeti’nin 60. kuruluş yıldönümünüydü. 1949 yılında, Mao Zedung Halk Ordusu’nun ilk gösterisine başkanlık etmiş ve Tiananmen Meydanı’nda Çin Komünist Partisi’nin başkanı olarak halkın yanında saf tutmuştu. Zafer yazan Çinli askerler işgalcilerden, oligarklardan ve işbirlikçilerden aldıkları silahlarla boy gösteriyorlardı.

Eğer bir ekonomik-sosyal dönüşüm, geniş halk kitlelerinin bilincinde radikal bir dönüşüme, köklü bir sıçrayışa eşlik etmiyorsa, orada gerçek anlamda devrimden söz etmek mümkün değildir. Toplum çoğunluğunun bilincinde bir sıçrama söz konusu değilse, kitlenin “devrimci dönüşüm” sürecine katılımı bir retorik veya “biçim” olmanın ötesine geçemez. Kitlelerin bilincinde köklü bir “devrim” olmadan gerçekleşen tüm “dönüşümler” de en iyi koşullarda bir çeşit “hükümet darbesi” olabilirler… Kitlenin süreci belirlemesi gerekirken, kitle süreci yönetip-yönlendirenlerin elinde bir manipülasyon aracı, bir çeşit ‘hammadde’ ya da ‘yakıt’ işlevi görecektir. Aslında “yeni kurumların” oluşturulması aldatıcıdır. Yeni kurumlar, kitlenin kaderinin sürekli ve kalıcı olarak “değiştiği” anlamına gelmez. Yapılan, son tahlilde eski şarabı yeni şişede sunmaktan ibarettir. Bu bakımdan L. Trotsky, “Devrim her şeyden önce kişiliksiz oldukları varsayılan kitlelerde insanî olanın uyanmasıdır” derken tamı tamına bunu ifade..

68, kimilerine göre masal, kimilerine göre maceracı gençlerin özgürlük hayali, kimilerine göre sadece bir yürüyüştü. Bazı kesimlerin ellerine sanat için malzeme bırakmış, bazı kesimlerde 68 pastasından koca koca dilimler kapmıştı. 68 Kuşağı’nın gerçek amacı insanlara sanat için pay vermek, üzerlerinden pay çıkarmak, insanların arkalarından “ne delikanlılardı ama!” diyerek kesip atmalarını sağlamak mıydı? 68 nasıl gelişti, nelere sebebiyet verdi, ne anlatmak istedi?

Şaka gibi bir durum bizimkisi bu yüzden… Çünkü şaka gibi bir ülkede yaşıyoruz. Yöneticilerinin her biride şaka yapmayı bırakmış ve birer şaklaban durumuna geçmiş durumunda ve bütün bu asal yöneticilerinin -iktidarlarının- yerine pisliklerini örtbas etmek için gece-gündüz her kanalda şov programlarıyla bizi oyalıyorlar. Bütün argümanları ortadan kaldırmak için topyekûn bir savaşımın içindeler. Çok lüks yerlerde yaşıyorlar, aynı zamanda da malları ve pek pahalı sermayeleri var. Simgeleri; zenginlik!

Malum bizim demokrasimiz hiçbir ülkenin demokrasisine benzemez, birçok dönemden geçmesine rağmen çocukluk mevzuları arasında cücelik sorununu yaşar. AB süreci, Ergenekon, yerel seçimler, krizlerle birlikte son yedi yıldır “Hamdolsunlar”la geçti demokrasimiz. Bu arada bizde aslında iki türlü demokrasi söz konusudur ki, bunlarda görecelidir:
1. Uluslararası demokrasi.
2. Yerel demokrasi.
3. …………..(?) çoğaltılmaya müsaittir ve boşluğu siz doldurun!

Yapım aşamasındadır.
Daha sonra Tekrar Deneyin..
BU YAZIYI PAYLASIN!-> del.icio.us | Reddit | Slashdot | Digg |